Meme Küçültme

Meme küçültme ya da göğüs küçültme ameliyatı, meme estetiği içerisinde çok başvurulan yöntemlerden birisidir. Özellikle genç yaşlarda büyük meme sorunu yaşayan kadınlar için bu psikolojik sorunlara yol açabildiği gibi, estetik kaygıların ötesinde, sağlık problemlerine bağlı olarak da meme küçültme ameliyatlarına ihtiyaç duyulabiliyor. Çünkü büyük meme dokusu, iskelet sistemini de olumsuz etkiliyor ve ağırlık nedeniyle vücut öne doğru zorlanarak boyun fıtığı, sırtta kamburlaşma, kollarda sinir sıkışmasına bağlı güç kayıpları gibi başka hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Literatüründeki bilimsel araştırmalara göre, D veya daha büyük sütyen kap ölçüsü olan kadınların yaklaşık yarısında üst sırt, omuz, boyun ve alt sırtın tümünde ağrı şikayetleri görülüyor.

Meme estetiğinde en çok yapılan ameliyatlardan biri olan meme küçültme operasyonlarına sadece kadınlar değil, erkekler de ihtiyaç duyabiliyor. Erkeklerde uygulanan meme küçültme ameliyatı, jinekomasti ya da jinekomasti ameliyatı olarak biliniyor. Kadınlarda yapılan meme küçültme ameliyatında temel olarak memeden ağırlık ve sarkıklık yapan cilt-meme bezi dokusu çıkarılıyor ve kalan meme dokusu daha dik ve estetik olarak şekillendiriliyor.

Ameliyat Öncesi Meme Görüntülemesi Yaptırmak Gerekir mi?

Meme küçültme ameliyatından önce çekilecek mamografi ile memenin durumu, kistik veya kanserojen herhangi bir patoloji olup olmadığını görmek mümkün. Bu nedenle ameliyattan önce meme muayenesi, meme ultrasonu veya mamografi ile memenin bu riskler açısından da değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca mamografinin bir diğer nedeni de ameliyat sonrası değişecek anatomi sebebiyle ileride yapılacak mamografiler için bir referans görüntü elde edilmesidir. Çünkü memenin ilk halini görmek, küçültme ameliyatı sonrasında yapılacak mamografileri yorumlayacak radyolog açısından doğru tanı koymakta büyük avantaj sağlıyor.

Meme Küçültme Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Ameliyatta sarkık olan meme başının daha yukarı bir noktaya taşınması, gerekirse küçültülmesi, fazla olan cilt-meme dokusunun çıkarılması ve kalan dokunun tekrar şekillendirilmesi amaçlanıyor. Ameliyat süresi, memelerin büyüklüğü ve ameliyat tekniğine bağlı olarak değişiyor. Ancak ortalama 2-3 saat sürüyor. Sizin için hangi meme küçültme yöntemi en iyisidir sorusunun cevabını doktorunuzla birlikte karar vermeniz en doğrusu. Çünkü yaş, emzirme beklentisi, memenin boyutu gibi birçok etkene göre, uygulanacak meme küçültme tekniği de değişecektir.

Meme küçültme ameliyatları genel anestezi altında yapılıyor. Meme başı (Aerola), olması gereken pozisyona getiriliyor ve memeye şekil veriliyor. Fazla meme, yağ ve deri dokuları çıkartılıyor. Uygulanan yönteme göre ameliyat izi, aerola etrafındaki kahverengi kısımda ve ona dik bir açı ile aşağı doğru inen bir çizgi şeklinde (Vertikal mammoplasti) olacaktır. Bazen buna ek olarak meme altı kıvrımını da içeren bir “ters T” şeklinde ameliyat izi de olabiliyor. Ameliyat sonrası iz “vertikal teknikte” I veya J şeklinde iken, diğer tekniklerde ters T şeklinde olacaktır. Meme estetiği sonrası iz, meme altındaki meme oluğunda yerleşeceğinden, karşıdan bakınca belirgin değildir.

Ameliyat sonrası kirli kanın atılabilmesi için 3-4 günlüğüne dren konulabiliyor. Hasta, balensiz sporcu sütyeni giydirilmiş bir şekilde ameliyattan çıkarılıyor. Operasyondan yaklaşık 4 saat sonra hasta oral gıda alımına ve yürüyüşlere başlayabiliyor. Genellikle bir gece hastanede yatış isteniyor. Birkaç gün sonra, drenlerin çıkarılmasının ardından da hasta banyo yapabiliyor. Bir ay kadar balensiz ve dikişsiz sporcu sütyeni kullanılması gerekiyor. Ameliyattan yaklaşık bir hafta sonra ağır fiziki efor gerektirmeyen işlere de dönülebiliyor.

Ameliyat Sonrası Emzirme ve Kanser Riski

Meme küçültme ameliyatı sonrası emzirme beklentisi olan kadınlar için belirlenecek teknik çok önemli. Süt kanalları ve meme başı bağlantısını daha çok koruyan teknikler tercih edilerek meme küçültme ameliyatı sonrası emzirme korunabiliyor. Ancak emzirme garantisini hiçbir teknik veya cerrah veremez. Meme küçültme ameliyatı kansere yol açmaz. Hatta ameliyat sırasında çıkan meme dokuları patolojik incelemeye de gönderiliyor. Bu sayede mamografide tespit edilemeyen ancak parçalarda mevcut bir kanser odağı da tespit edilebiliyor.