Metilasyon

Metilasyon, vücutta oluşan toksinlerin yani metabolizmaya zararı olabilecek bazı maddelerin vücuttan atılma yolaklarından biridir. Metilasyon yolaklarında süreç bozulur ve yeterince metilleme gerçekleşemezse vücutta homosistein yükselir ve bu da pekçok hastalığa davetiye çıkarabilir. DNA metilasyonu, insan genomunu değiştirerek birçok hastalığa yol açabilir. Sağlıklı kalmayı başarabilmek için metilasyon döngüsünün de bozulmadan sürdürülmesi gereklidir.

Metilasyon, canlıların genetik kodlarının saklandığı DNA’da ve bazı protein dizilerinde gerçekleşen biyokimyasal bir süreç olarak da tanımlanabilir. Tüm vücut hücreleri aynı genetik materyale sahiptir ancak doğal bir genetik değişken olan metilasyonlarla hücreler farklılaşır ve farklı görevleri yerine getirirler. Metilasyon; doğum öncesi embriyonik gelişime, doğumdan sonra ise çevresel faktörlerin etkisiyle gelişime etki eden epigenetik bir mekanizmadır. Birçok hastalığın ortaya çıkmasında da rol oynar.

Genel sağlık ve hastalıklarla yakından ilişkili olan metilasyon bozukluğu; genetik testler ve Metilasyon Döngüsü Paneli adı verilen testler ile tespit edilebilir. Metilasyon bozukluğunda rol oynayan MTHFR geni başta olmak üzere genetik testler ile gen mutasyonuna sebep olan etkenler araştırılır. MTHFR gen mutasyonu bulunan kişilerin metilasyon döngüsü normal olabilir. Bu yüzden sadece genetik tetkikler yaptırmak yeterli olmaz. Genetik tarama testleriyle birlikte Metilasyon Döngüsü Paneli Testi de yapılarak fonksiyonel metilasyon kapasitesi değerlendirilmelidir.

Metilasyon Döngüsü Bozulursa Neler Olur?

Vücutta homosistein yükünün artmasıyla beraber başta nörolojik sistem ve damarlardaki doğal dengeler bozulur. Kalp damar hastalıkları, çeşitli nörolojik hastalıklar ve depresyona eğilim artar. Unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, konfüzyon (kafa karışıklığı) ile tarif edilen “sisli beyin” tablosu ortaya çıkabilir. Metilasyondaki DNA ve RNA’nın üretimi de bozulacağından genetik yapılanma tehdit altına girer. Bu da pek çok enzimin, hormonların (serotonin, dopamin, nörepinefrin) ve yaşamsal maddelerin üretiminin aksaması anlamına gelir. Metilasyonun eksikliği de fazlalığı da vücut açısından zararlıdır.

Metilasyon döngüsündeki bozulmalar sonucu ortaya çıkabilen hastalıkların başında psikiyatrik hastalıklar (depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni, panik atak…), histamin intoleransı ve alerjik hastalıklar, çeşitli kanserler, bağışıklık sistemi hastalıkları (tiroidit, artit…), uyku bozuklukları, Tip 2 diyabet, hormonal bozukluklar, adet düzensizliği, PCOS (Polikistik Over Sendromu), doğurganlık problemleri, migren, yorgunluk, fibromiyalji, Parkinson, Alzheimer, epilepsi gibi nörolojik hastalıklar, madde bağımlılığı, Otizm spektrum bozukluğu gelir.

Toplumun yüzde 30’unda metilasyon döngüsünde düzensizlik vardır. Metilasyon döngüsünün yavaş çalıştığı kişilerde; takıntılı eğilimler, dikkat ve konsantrasyon eksikliği, hırslı ve rekabetçi kişilik yapısı, mükemmelliyetçilik, libido yüksekliği, antisosyal kişilik yapısı gibi özellikler ortaya çıkabilir. Metilasyon döngüsünün yüksek olduğu kişilerde ise; hiperaktivite, sürekli endişe hali ve kaygı bozukluğu, libido düşüklüğü, kilo almaya eğilim, motivasyon düşüklüğü ve paranoya görülebilir.

Metilasyon Analizi Nedir?

İyi bir metilasyon döngüsünde, methionin, sistein gibi aminoasitler; B6, B12, B9 (folik asit), B1, B2, C vitamini gibi vitaminler; magnezyum, selenyum, çinko, kobalt, bakır gibi mineraller ve koenzim Q10’in varlığı şarttır. Bunlardan herhangi birinde dengeler bozulursa metilasyon döngüsü de bozulur. Bu nedenle kandaki homosistein, B12, folik asit, koenzim Q10, selenyum, çinko, seviyelerinin analizi çok önemlidir.

Metilasyon analizinde SAM-e (S-Adenozil Metiyonin, yani metabolik işlevlerin devamını ve yapısal hasarı azaltan metil donörü), SAH (S-Adenozil Homosistein, yani metilasyon baskılayıcısı), vücudun ürettiği en güçlü antioksidan olan glutatyon seviyelerine dair GSSG (okside glutatyon) ve GSH (indirgenmiş glutatyon) ölçümleri yapılabilir. Metilasyon bozukluğu tespit edilen kişilere yönelik tedavide metil desteği (metil folat veya metilcobalamin) gerekebilir. Ayrıca vücudun biyokimyasal süreçlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için kişiye özel beslenme ve B12, B9 (folat), B6, B5 gibi takviyeler uygulanabilir. Metilasyon Paneli adı verilen bu genetik test sayesinde fiziksel ve ruhsal birçok hastalık konusunda kişilere dair bilgi edinilebilir ve bunlara yönelik kişiye özgü çözümler sunularak hastalıklar daha oluşmadan önlem alınabileceği gibi oluşan bozuklukların tedavisi de sağlanabilir.

Metilasyon Döngüsü Neden Bozulur?

MTHFR geninde ortaya çıkan noktasal mutasyonlar, toplumda en sık görülen mutasyonların başında gelir. Metilasyon döngüsünün bozulmasında bu gendeki değişimler de rol oynayabilir. Metilasyon döngüsünde etkili olan en önemli iki besin öğesi B12 vitamini ve folattır. Ayrıca metiyonin, sistein, taurin, DHA, çinko, magnezyum, potasyum, riboflavin, niasin, piridoksin, betain, kolin ve kükürt gibi diğer vitamin, mineral ve aminoasitlere de ihtiyaç vardır. Bunların yetersizliği, metilasyon döngüsünü bozabilir. Beslenme yanlışları ve sindirimi bozan etkenler de metilasyon döngüsünde önemi olan besin maddelerinin eksikliğine yol açabilir.

Yeterli miktarda sağlıklı yağ ve protein alınmaması ve aşırı karbonhidrat ve basit şeker tüketimi sonucu insülin direncine ve kronik inflamasyona davetiye çıkarılır. Bu da metil ihtiyacında artışa sebep olur. İnsülin yalnızca glikozun değil aynı zamanda magnezyum, potasyum gibi minerallerin ve aminoasitlerin de hücre içine girişini sağlayan anabolik bir hormondur. Metilasyonun sağlıklı sürdürülebilmesi için hücre içinde koenzim görevini gören bu besin öğelerine ihtiyaç vardır. İnsülin direncinde bu elementlere reseptör duyarsızlığı ortaya çıkar ve insülin hormonu normal fonksiyonlarını yerine getiremez. Hücre içinde bulunması gereken bu besin unsurları insülinin etkisizliğinden dolayı hücre içine giremez ve bu da metilasyon döngüsünü bozar.

B12 vitamini de sağlıklı bir metilasyon döngüsünün olmazsa olmazlarındandır. B12 eksikliğinde metilasyon döngüsü bozulur.

Sindirim sorunları vitamin ve mineral emilimini bozarak metil eksikliğine yol açabilir. Midede asit eksikliği, pankreas ve safra salgılarını bozan nedenler, SIBO, gluten, lektin, kazein vb. içeren gıdalara karşı olan hassasiyet sindirim işlevini bozar. Bu da vitamin, mineral emilimini etkiler. Bunların eksikliği de yine metilasyon döngüsünün bozulmasına yol açar.

Yine bazı ilaçlar da metilasyon döngüsünü bozabilir veya yavaşlatabilir. Ayrıca zayıflama amacıyla kullanılan bazı besin takviyelerinin de metil ihtiyacını artırarak metilasyona zarar verdiğine dair çalışmalar vardır.

Bağırsak flora bozukluğu da metilasyonu doğrudan etkileyebilir. Katkılı gıdalar ve unlu şekerli besinler bağırsak florasının bozulmasına ve bağırsak geçirgenliğine yol açarak başka bir yoldan bağışıklık sistemini uyarır ve kronik inflamasyona yol açabilir. Metilasyon sorunu yaşayan kişilerde bağırsak florasını düzenlemeye yönelik önlemler alındığında metilasyon dengesi yeniden sağlanabilir.

Vücutta histamin seviyesinin kronik olarak yüksek gitmesi birçok vücut fonksiyonunu olumsuz yönde etkileyebilir. Birçok gıda da yüksek oranda histamin içerir. Bunların aşırı tüketimi metil tüketimini de artırarak metilasyon döngüsünü bozabilir. Histamini hücre içinde parçalayarak etkisiz hale getiren Histamin N-Metil Transferaz enzimi (HNMT), metile bağımlı bir enzimdir. Histamini parçalayarak yok eden bir diğer enzim de büyük kısmı bağırsaklarda bulunan DAO enzimidir. Yüksek histamin, yüksek metil tüketimi anlamına gelir. Yüksek histamin içeren gıdalarda ilk sırada ise fermente ürünler yer alır. Aşırı tüketimi bu tür gıdaların içeriğindeki yüksek histamin sebebiyle metil tüketimini artırarak metil eksikliğine yol açabilir. Bekletilmiş kemik suları, bekletilmiş gıdalar, sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri, şarap vb. birçok gıda veya içecek metil tüketimini artırır.

Uzamış veya kronikleşmiş stres ve anksiyete de metil ihtiyacını önemli oranda artırır. Yine otoimmün hastalıklar, kronik inflamasyon zemininde ortaya çıktığı için bu hastalıkların tamamında metil tüketimi önemli oranda yükselir. Crohn hastalığı, ülseratif kolit, Çölyak, Hashimoto tiroiditi, Tip 1 Diyabet, Multipl Skleroz, romatoid artrit bunların başında gelir.

Alkol ve sigara kullanımı da metiyonin sentaz (MS) enzimini baskılayarak metilasyonu bozar. Ayrıca vücut için en değerli antioksidanlardan biri olan glutatyon rezervleri de süratle tükenir.

Tüm bunlar dışında çevresel toksinler, hareketsiz yaşam, kronik enfeksiyonlar da metilasyon döngüsünü tehdit eden durumlardır.

Metilasyon Nasıl Düzletilir?

Metil grubu içeren ilaçların gereksiz ve kontrolsüz bir şekilde kullanımı sağlığı bozabilir. Metilasyonda rolü olan herhangi bir gende mutasyon tespit edilmesi, kişinin mutlaka metil ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Kişide metil fazlalığı da söz konusu olabilir. İdeal olan metilasyonun dengede tutulmasıdır. Bu da ancak uzmanların gözetiminde sistematik analiz ve takiplerle bütüncül (holistik) bir yaklaşımla gerçekleştirilebilir.