Somon DNA

Cilt gençleştirme uygulamaları arasında yer alan Somon DNA tedavisinde, saf hyalüronik asit ve somon balığı spermlerinden elde edilen DNA molekülleriyle ciltte hücre tazelemesi sağlanıyor. Yaşlanma ve çevresel faktörlerin etkisiyle cilt dokusu canlılığını, elastikiyetini kaybediyor. Bunun temelinde ise hyaluronik asit başta olmak üzere cildin yapısındaki hücre tazelemeye yardımcı olan maddelerin yeterli miktarda üretilememesi ya da azalması yer alıyor. Bu da cilt kalitesini düşürüyor ve daha kuru, mat bir görünüme neden oluyor. Cildi canlandırmak ve hücre yapımını desteklemek için son yıllarda en çok tercihe dilen yöntemlerden biri olan ve ‘gençlik aşısı’ olarak da bilinen Somon DNA uygulamasıyla tüm bu olumsuz etkiler geri alınabiliyor.

Somon DNA serumu, somon balığının kan ve spermlerinden elde edilen ve gençlik iksiri olarak tabir edilen bir bileşimden oluşuyor. Bu serum sayesinde, cildin temelini oluşturan ve hücrelerin tazelenmesine yardım eden polinükleotid maddesinin yapımı destekleniyor. Serum içeriğinde hyaluronik asit, glicine, L proline, L Lysine, L Leusin gibi insan cildinde doğal olarak bulunan ancak zamanla azalan temel amino asitler de yer alıyor.

Somon DNA Uygulaması Nasıl Yapılır?

Uygulamada, serum içeriğindeki bu bileşimlerle hazırlanan aşı, cilde enjekte ediliyor. Uygulamanın ilk basamağında, hyaluronik asitle cilde kaybettiği nem molekülleri geri kazandırılıyor. İkinci seansta ise Somon DNA ampulü içindeki serum ile cilde protein takviyesi sağlanıyor. Bu enjeksiyon işlemi sonrasında elastikiyeti artan cilt, kendini hızla onarıyor.

Hangi Durumlarda ve Hangi Bölgelere Uygulama Yapılır?

Gençlik aşısı Somon DNA, hem kadın hem erkek hastaların sıkça tercih ettiği bir uygulama olarak yaygın bir şekilde kullanılabiliyor. Ayrıca genç yaşlı fark etmeden, 18 yaş üzeri herkese uygulanabiliyor. Somon DNA uygulaması için belli bir mevsim tercihine gerek olmuyor. Pratik bir yöntem olarak cilt problemlerini gidermede oldukça yüz güldürüyor.

Somon DNA uygulamasına ihtiyaç duyulan durumlar ise şöyle özetlenebiliyor:

  • Çevresel faktörler nedeniyle canlılığını yitiren, kuruluk, matlık sorunu yaşayan cilde nem ve parlaklığının geri kazandırılmasında,
  • Zamanla ciltte oluşan siyah nokta, sivilce izlerinin tedavisinde,
  • Yaşlanmaya bağlı kırışıklıkların giderilmesinde,
  • Genetik faktörler, yaşam tarzı veya yaşlanmaya bağlı göz altlarında oluşan morlukların giderilmesinde,
  • Kadınlarda menopoz döneminde değişen hormonlar nedeniyle bozulan cilt yapısının düzeltilmesinde,
  • Sigara, alkol vb. alışkanlıkları yüzünden bozulan cilt kalitesinin iyileştirilmesinde,
  • Düzensiz ilaç kullanımı veya bazı ilaçlara bağlı yan etkiler sonucu meydana gelen cilt sorunlarında,
  • Boyun ve dekolte bölgesi kırışıklıklarının giderilmesi ve bölgesel sarkmaların toparlanmasında,
  • Gebelik veya ani kilo alma-verme sonrası oluşan çatlak görünümünün azaltılmasında,
  • Ellerdeki yaşlanma ve yıpranma etkilerinin giderilmesinde,
  • Kol ve dizlerdeki sarkmaların giderilmesinde,
  • Ciltteki portakal görünümünün yok edilmesinde

Somon DNA Uygulaması Öncesi Dikkat Edilecekler

Tedavi öncesinde hazırlık süreci gerekiyor. Bunun için yaklaşık 15 günlük bir süreye ihtiyaç duyuluyor. Önce hyaluronik asitle cilde yoğun bir nemlendirme yapılıyor. Nemlendirme sonrası cilt, tedaviye hazır hale geliyor. Cilt altına mikro iğneler kullanılarak mikroenjeksiyonla uygulanan Somon DNA uygulaması öncesi bölge, antiseptik bir sıvı ile temizleniyor ve lokal anestezi ile uyuşturuluyor.

İkinci aşamada ise somon balığının sütünden ve spermlerinden faydalanılarak üretilen özel serum cilde enjekte ediliyor. Enjeksiyon işlemi sonrasında serumun içeriği sayesinde cildin ihtiyacı olan protein ve vitaminler tamamlanmış oluyor.

Ağrısız bir uygulama olan Somon DNA uygulamasından önce genel anesteziye ihtiyaç duyulmuyor ve işlem 15-20 dakika gibi kısa bir sürede bitiyor. Genellikle en az bir, en fazla beş seansta uygulama yapılması tavsiye ediliyor. Uygulamanın sıklığı, cildin ihtiyacına göre belirleniyor. Genellikle 1 ila 3 hafta aralıklarla seanslar tekrarlanıyor. Ancak problemli ciltlerde seanslar daha sıklaştırılabiliyor.

İşlem Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Enjeksiyon işlemi sonrasında kan sulandırıcı ilaçların bir süre kullanılmaması gerekiyor. Zira bu ilaçların yan etkisi olarak vücutta şişlik, morluk ve ödem oluşabiliyor. Uygulama sonrası cildi güneş ışınlarından da korumak gerekiyor. Ayrıca bir süre, cildi soyacak işlemlerden kaçınılması gerekiyor. Herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olmaması açısından uygulama yapılan alanın fiziksel temastan ve su ile temasından kaçınılması oldukça önem kazanıyor. Özellikle 24 saat boyunca su ile temas edilmemesi gerekiyor.